Tasarım Gazetesi
Tasarım Sosyetesi

Tasarım Sosyetesi

Ekim 7, 2007
Mimarlık mesleğinin mimar bir babadan oğluna ya da kızına isim, statü ve sosyal, mesleki çevre aracılığıyla devredilebilen bir yapısı olduğu şeklindeki yorumlara sanırım pek çoğumuz kulak misafiri olmuşuzdur.

Kuşaklar boyunca mimarlık mesleğini icra eden ve mimarlık sektöründe oldukça etkili olan başarılı mimar ailelerin varlığı da malumdur.

Bir tür "mavi kanlı" mesleki aristokrasinin Türkiye gibi bir ülkede bile kendisini var edebilmiş ve sürdürebilir olması, mimarlık mesleğinin uzun tarihsel evrimi ve toplumsal yapıda üstlendiği işlevlerle yakından ilgilidir.

Mimarlığın köklü "aristokratik" geçmişiyle kıyaslandığında, endüstriyel kapitalizmin faydacı ve görece uysal bir çocuğu olan endüstriyel tasarım, oldukça uzun bir süre boyunca daha "avam" bir mesleki uğraş olarak algılanmıştır.

Bu, endüstriyel tasarımın ve tasarımcıların kamuoyuna yansıyan imajlarında olduğu kadar, tasarımcıların kendi aralarındaki meslek içi ilişkilerde dahi izlenebilir.

Endüstriyel tasarımın tarihsel köklerinde akademide sanat ve mimarlık eğitim almış orta ve üst sınıf mensuplarından çok, kapitalist emek sürecindeki iş bölümü ve uzmanlaşmanın zamanla ürünlere biçim veren tasarımcılara dönüştürdüğü zanaatkarları, mühendisleri ve hatta yetenekli işçileri görebiliriz.
©2003-2010 Tasarım Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır Google+ Twitter